5 Mart 2015 Perşembe

İnsan Egosunun Gözükmeyen Pozitif Yönü

                  İnsan Egosunun Gözükmeyen Pozitif Yönü
 
İnsan ilişkilerimizi samimi duygular çerçevesinde şekillendirmeye çalışırız. Samimiyetsizliğin kol gezdiği ortamlardan kendimizi soyutlamak ne denli zordur, değil mi? Özellikle çalışma ortamında, akraba ilişkilerimizde veyahut komşuluklarımızda.

         Oysa bu yakın ilişkilerde yakalanan samimi duygular insanın iç huzurunu oluşturur. Karşılıksız yardımlaşmalar, gerçek değerini bu gibi ortamlarda bulur.

Bu samimi yaklaşımları en çok çocuklarımızın küçük yaşlarında izleme fırsatını bulabiliriz. Onların yaklaşımları samimidir, önyargısızdır.

         İki yaşındaki bir çocuğun yanında ağlayan, kendi akranı diğer bir çocuğa olan yaklaşımını hiç gözlemlediniz mi? Önce acıma duygusuyla bakar, daha sonra etrafını kolaçan edip, yardıma gelen biri var mı diye etrafı tarar. Ardından kimse yoksa “bak ben sana yardım edeceğim” duygusuyla – elinde ne varsa uzatır diğer çocuğa. Çocuk susar yada susmaz. O, sadece kendisinin hissettiği ama dillendiremediği bir hazzı yaşar.

Büyük bireylerde de durum aynıdır. Çok kötü ruhlu insanların dışında, yardıma ihtiyacı olan insanlara yardım etmeden duramazlar. Yardımlaşmada gönüllülük esastır. İnsan ve toplumların yararına olan her türlü oluşumun temelinde gönüllük vardır.

İnsan sevgisi, bir çok güzel davranışın temelini oluşturduğu gerçeğini görmezden gelemeyiz. Gönüllülükte de durum farklı değildir. Hiçbir karşılık beklemeden, özveriyle yapılan bir davranışın sonrasında duyulan haz tarif edilemez. Onları kimi zaman acılara katlandıran, kimi zaman açlık ve uykusuzluk çektiren işte bu hazdır.

Tüm bunların toplum içerisinde kabul gören, imrenilen taktir edilen eylemler olduğu gerçeğini hepimiz kabul ediyoruz. Burada belki bir çok insana ters gelebilecek bir düşüncemi ifade etmek istiyorum. Bir çok sıkıntıya katlanılarak yapılan eylemler, başkaları için yapılıyor gözükse de, insan bir şekilde kendi egosunu tatmin için yapmaktadır. Maddi hiçbir getiri yoktur ama ruh sağlığını beslemektedir. İşte katlanılan sıkıntılar, bu hazzı hissedebilmek içindir. Hal böyle iken, toplum böyle insanlara ihtiyaç duymaktadır.

En çok ihtiyaç duyulan alan  eğitim camiasıdır. Eğitim, gönüllülük esasına dayanır. Burada ki sevgi, çocuk sevgisidir. Okullarımızda, gülümseyerek görev yapan öğretmenlerimizin hepsi birer eğitim gönüllüleridir. Onlarda sadece para kazanmak değildir amaç. Öğrenme aşklarını ve ruhlarındaki hazineleri öğrencileriyle paylaşırlar.

Estetik görüntüleri, iz bırakan organizasyonları, paylaşılan etkinlikleri ile güzellikleri yaşayan okullarımız da dikkat ederseniz gülümseyen gönül elçileri iş başındadır. Karanlıkla mücadele eden aydınlık lambalarıdır onlar.

Yaşam içerisinde karşılaşılan birçok kötü örnekleri yanında bu vasıfları taşıyan hem eğitmenlerimize, hem de çevremizde bulunan bireylere, bundandır ki sahip çıkmalıyız.

 
Vildan Poyraz Coşkun
     23.01.2012
     Yazı No. 14

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder