5 Mart 2015 Perşembe

Yerken Ölmeyelim

          Yerken Ölmeyelim

          İnsanoğlunun yaşamını sürdürebilmesi için elzemdir gıdalarımız. Bu yazımda belki de hepimizin haberdar olduğu ama ne yazık ki birçoğunu yerine getirmekte imtina ettiğimiz beslenme alışkanlıklarımızdan bahsetmek istiyorum.
          Sağlıklı yaşam için sağlıklı beslenmenin şart olduğunu söylememe gerek yok sanırım. Sağlıklı besleniyor muyuz? Yoksa beslenmek adına sadece yiyor muyuz? Neleri ne şekilde yiyoruz?
Tüm bunları neden yazma gereği duyduğumu söyleyeyim size.


Apaçık endişe...
          Evet, endişe duyuyorum. Besinlerimizin yazı-kışı kalmadı artık. Her mevsim aşağı yukarı her çeşit sebze ve meyveye ulaşabilir duruma geldik. Özünde çok güzel bir gelişme. İnsanın canı ne yemek istiyorsa ve az buçuk parası da varsa sorun yok tabi ki. Bunlar işin güzel tarafları. Kışın mevsimi olmadan üretilen ve bizler tarafından da zevkle tüketilen gıdaların nefsimizi tatmin etmenin dışında, bedenimize verdiği zararlar aklınızın ucundan geçmiyor olması kötü .
          Yazımı asıl şuna bağlamak istiyorum. Endişe ediyorum dedim ya çağımızın en önemli hastalığından endişe ediyorum. Hepimizin bilgisi dâhilindedir; KANSER.
           Son senelerde gribal enfeksiyon gibi yaygın durumda olan kanser önümüzdeki yıllarda artarak devam eden bir seyir alacağının sinyallerini almaktayız. Allah bu hastalığın pençesinde olan tüm hastalarımıza kolaylık versin.
           Kanser hastalığı durup dururken çıkan bir hastalık değildir. Kansere yol açan iki büyük etken, sigara-alkol ve mutfağımızdan midemize kendi ellerimizle hazırladığımız yiyecekler.
Günümüz gıda üretimlerinde kullanılan zirai ilaçların kansere davetiye çıkardığı bilirken, üretimde de bunlardan vazgeçilememektir. Kışın, seralarda ve hormon takviyesi ile üretilen yaz sebzeleri ve meyveleri başlı başına hastalıklara davetiye çıkarmaktadırlar. Gün geçmiyor ki haber programlarında boy gösteren doktorlarımız, bu besin zararlı-şu besin zararlı diyerek bizleri bilgilendirme peşindeler.
        Avrupa ülkelerinin pazarlarında yer alan kurtlu evet kurtlu, yani ilaç vurulmadan üretilen meyvelerin talep görmesini yadırgamamalıyız. Doğru olan budur ve tüm annelere sesleniyorum. Lütfen çocuklarınızı en iyi şekilde beslemek isterken, en kısa şekilde hastalıkların pençesine kendi ellerinizle atmayınız. Mutfağınıza tüketmek amacıyla aldığınız sebze ve meyvelere bir saate yakın sirkeli suda bekletmeniz bunları en az zararla tüketmeniz için şanstır aslında. Üşenmeyin lütfen. Kendiniz için, yavrularınızın sağlığı için bunu yapmak zorundasınız aslında.
         Bilinçli anne olmanın bu yönünde beslenme bilgisinin olduğunu unutmamalıyız.
Naçizane dağarcığımda olan birkaç bilgiyi de paylaşmak istiyorum sizlerle. Doğal, kırmızı renkli sebze ve meyvelerin ( domates, kırmızı turp, böğürtlen, kırmızıbiber vb ) kanserle mücadele ettiklerine aklımızdan çıkarmamalıyız ve bolca tüketmeliyiz.
         Eskiden olduğu gibi her besini zamanında tüketmeliyiz. Kışlık sebze ve meyveleri yazın da yazlık sebzeleri ve meyveleri tüketmek sağlımıza atılan ilk adımlardan olmalıdır.

Haftaya görüşmek dileğiyle hoşça ve dostça kalın.

Vildan Poyraz Coşkun
05.03.2012
Yazı No. 19

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder